Valid XHTML 1.0 Transitional Valid CSS!

50.Yılında Hacettepe iktisat

CSS Template

 

  • Hazırlayanlar:Arzu AKKOYUNLU WİGLEY/M.Aykut ATTAR/Hakan MIHÇI/Hüseyin ÖZEL
  • Fiyat: 25.00 TL Hacettepe Öğrencileri İçin Fiyat: 20.00TL
  • Yayın Yılı: 2018
  • Sayfa: 347
  • ISBN 13: 9754914597

Kendini değiştirmenin ne kadar güç olduğunu düşünürsen, başkalarını değiştirmede şansının ne kadar az olduğunu anlarsın. Voltaire
Doğum günleri, bireyler açısından olduğu kadar ve belki de onlardan daha fazla, kurumlar için önemlidir. Kurumsallaşmanın sancılı ve kimi za­man şiddet ve tasfiyelere kadar varan gelgitlerle yaşandığı süreçlerden geçe­re- ağır aksak ilerlediği; süreklilik, geleneksellik, liyakat, değerbilirlik ve gü­venilirlik gibi kavramlara yeterli önemin atfedilmediği bir toplumsal yapıda, bu durum daha da büyük bir hayatiyet kazanmaktadır. Söz konusu toplum- yapı Türkiye, bahsi geçen kurumsallaşma süreci de eğitim sistemimiz ve üniversiteler olduğunda meramımız belki daha kolay anlaşılabilir.
Türkiye'deki üniversite sisteminin geçmişi, Batı dünyasıyla karşılaştırıl­dığında, oldukça yenidir. YÖK verilerine göre, 2017 yılında Türkiye'deki dev­let ve vakıf üniversitelerinin toplam sayısı 184'e ulaşmıştır (yok.gov.tr). Sayı­sal anlamda son on yıllarda yaşanan bu muazzam gelişmeye rağmen (bu ge­lişme hızının nedenlerini ve ortaya çıkardığı sonuçları tartışmaya burada girmiyoruz), bırakalım 7-8 yüzyıllık geçmişe sahip Batı kökenli efsanevi mu­adil kurumlan, Türkiye'deki en köklü ve prestijli üniversitelerin kesintisiz ta­rihi 100 yıla bile yaklaşmaktan uzaktır. Ülkemizdeki en eski (kendine özgü) üniversite geçmişine sahip gözüken İstanbul Üniversitesi'ni dışarıda tutarak, Ankara Üniversitesinin kuruluşunun üzerinden 71, ODTÜ'nün 61, Boğaziçi Üniversitesinin ise henüz 46 yıl geçtiğini anımsatırsak, içinde yer aldığı üni­versiteyle birlikte aynı yıl doğum gününü kutlayan bir akademik birimin ye­rel kurumsal tarih açısından önemi, daha açık olarak ortaya çıkar.Sözü biraz dolandırarak da olsa Hacettepe Ekonomi/İktisat Bölümünün 50. kuruluş Yıldönümünün önemine getirmeye çalışıyoruz. Kuruluşununüzerinden yarım asır geçmiş olan üniversitelerin sayısının bir elin parmak­larıyla sınırlı olduğu bir ülkede, kuruluşunun 50. yılını kutlayan bir akade­mik bölüm olmak önemlidir ve üzerinde düşünülmeyi hak etmektedir. Bu kitabın temel amaçlarından birisi de budur: Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümünün 50. kuruluş yılının ne anlama geldiğini ana hatlarıyla sorgula­mak. Bunu yaparken de, doğrudan bir inceleme/araştırmaya girişmektense kurumun oluşumuna ve gelişimine katkıda bulunan temel unsurların/özne­lerin görüşlerine başvurmayı tercih ediyoruz. Dolayısıyla, bu çalışmadan or­taya çıkan temel bulgular, kitabın derleyenlerinin öznel görüşleri olmaktan çok, kolektif bir çabanın ürünü olarak ele alınmayı bekliyor.
Bu çalışmanın amaçlarından bir diğerini de, yukarıda değindiklerimiz­le bir miktar çelişir gibi gözüken bir ifadeyle, Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümünün kurumsallaşma çabalarına bir katkı olarak da dile getirmemiz mümkündür. Evet, Hacettepe İktisat ülkedeki en eski ve köklü akademik ku­rumlardan biridir. Ancak gerek ülke gerekse üniversite düzeyindeki kurum­sallaşma süreçlerinde karşılaşılan sorunlardan da bütünüyle bağımsız değil­dir. Farklı bir anlatımla, ulusal düzeyde ve karşılaştırmalı olarak oldukça ge­lişkin bir kurum olmakla birlikte, uluslararası düzeyde henüz olgunlaşma aşamalarına yeni yeni ulaşan bir akademik kurum olarak gözükmektedir. Bu çerçevede, kayıtlara geçen veya arşivlenmiş belge ve bilgilere bile erişme konusunda çeşitli güçlüklerle karşılaşılabilmekte ve bu güçlükler de sağlıklı bir kurum tarihinin ortaya çıkartılmasını engelleyebilmektedir. Biz, bu ça­lışmayla. kurumun 50 yıllık geçmişinin genel bir bilançosunu çıkartmayı he­deflemekteyiz. Bunu bir yandan kurumda görev almış öğretim üyelerinin ve mezunlarının görüşlerinden, diğer yandan da elimizdeki mevcut bilgilerin derlenmesinden hareketle yapmaya çalışıyoruz. Bu bilançonun "eksiksiz" ve kurumsal tarihin "tüm yönlerini" kapsayıcı tarzda olduğu iddiasını taşımı­yoruz. Aksine bu çalışmanın farklı alanlarda tespit edebildiğimiz eksiklikle­rin: yetersizliklerini yeri geldiğinde belirtmekten kaçınmıyoruz. Yine de, ge­lecek nesiilerin ve derinlemesine yürütülecek ileri düzeydeki çalışmaların kullanılabileceği toplu bir malzeme oluşturma hedefine sahip olduğumu­zu belirtebiliriz. Ek olarak, kurumu oluşturan öznelerin bir kısmını bu kitap çerçevesinde bir araya getirerek ortak bir kurum kültürünün oluşumuna da katkı sunmayı hedefliyoruz.
Bu noktada çalışmanın kısıtları üzerinde kısaca durmamız yararlı ola­bilir. öncelikle böylesi bir çalışmanın ilk taslağının az sayıdaki insanla bir- _»:e oluşturulmaya başlandığı günler ile kitabın ortaya çıkışı arasında 9 ay z z bu kapsamdaki bir çalışma için oldukça kısa olarak nitelendirilebilecek :.: surenin geçtiğini belirtmemiz gerekir. Kitabın, Bölümün 50. kuruluş yılı : Lan 2017 sonlanmadan baskıya verilme çabası ve isteği, hem kimi belgele­re ulaşabilmemizi sınırlamış, hem de yeterince görüş alabilmemizi zorlaştır­mıştır. Buna rağmen, derlediğimiz görüş ve belgelerin başlangıç öngörüle- -ımizin çok ötesine geçtiğini belirtmeden ilerlemeyelim. Daha geniş bir za­man diliminde çalışma fırsatına sahip olabilseydik ("Türkün aklı sonradan ir .ır atasözü bize özgü kurumsal sorunları özetler ve bizlerin de bu kalıtsal 5orunlardan azade olmadığımızı gösterir niteliktedir), muhtemeldir ki bu- îunkünden daha kapsamlı ve daha sağlıklı, mükemmel bir belge kümesine Yaşabilir, aktarılan görüşleri daha fazla çeşitlendirebilirdik. Neyse, "zararın neresinden dönülse kârdır."
İkinci kısıtımız kuruma katkıda bulunmuş akademiklere ve mezunları­mıza yönelik yaptığımız yazı/görüş iletme çağrılarıyla ilgilidir. Akademik- İere/Hocalarımıza yönelik çağrımız toplamın tamamına değilse bile önemli bir kesimine ulaşırken, mezunlara yönelik çağrımız sınırlı iletişim kanalları nedeniyle toplamın ancak çok sınırlı bir kesimine ulaşabilmiştir. Buna rağ­men, ilerleyen bölümlerde okuyacağınız gibi, çalışmanın ana gövdesini oluş­turan 80 civarında farklı hoca ve mezun görüşü/yazısı buraya yansıyabilmiş- tir. Bu görüşler niceliksel anlamda belki "büyük resmi" göstermekte yeter­siz kalabilir. Yine de, genel eğilimleri yansıtması açısından yeterli olabilece­ği görüşündeyiz.
Bu çerçevede çağrılarımız doğrultusunda bize gönderilen yazıların ta­mamının, yazıma yönelik ufak düzenlemeler hariç olmak üzere, neredey­se hiç bir müdahaleye uğramadan kitaptaki yerlerini aldığını belirtelim. Do­layısıyla bu kitap ve ortaya çıkan genel değerlendirme sadece bizlerin değil, tüm katkıda bulunanların ortak ürünü olarak görülmelidir. Kısaca, bize ge­len yazılar olmasaydı bu kitap da olmazdı. Kitap, 50 yılda kurumun akademik anlamda nereden nereye geldiği­ni değerlendiren sonuç yazısıyla son buluyor. Bu kapsamda ünlü düşünür Voltaire'in bu Sunuşun başlangıcında alıntıladığımız sözleri insanın aklına bir kez daha geliyor. Değişimin kabulü, sadece insanlar açısından değil, ku­rumlar açısından da "değiştirme olasılığının" olmazsa olmazı gibi gözükü­yor. Bu açıdan bakıldığında, kurumun ilk 50 yılındaki değişim serüveninin önümüzdeki 50 yıllarda da devam edeceğini söyleyebiliriz. Ama önce bitir­mekte olduğumuz ilk 50 yılın hikayesine geri dönelim